18 Ocak 2012 Çarşamba

   Çok ender yaklaşan arzu ve istek belki tüm problem belki de tüm problem. Ender yazmak istiyorum ama bir şüphe hala "yazmak mı yazmamak mı?" der durur. Eeder olan problemse ender olması problem olmaz ama bundan emin olmamak ihtimalleri elememi zorlaştırır, bazen neredeyse içinden çıkılmaz halde.
    Açıkcası yazdığım zaman mı galip geliyorum, yani yazmak istediğim zaman mı yoksa yazmak istemediğim zaman mı ? bilmiyorum. Şu kısım çok açık ki maddi olmasa da (belki de potansiyel bir maddi birikim) bir birikim sağlamak hoşuma da gitmiyor değil. Şu çok zor bir duygu: hareketsiz kalan parmaklarımın moralimi bozması. Yapabildiklerimin beni terketmiş olması: tam olarak değil aslında ama belki yazdıkça güçlendiğini hissettiğim bir enerji yok artık içimde. Belki de kendimi beğenmişimdir, ama kimse yalan söylemesin herkes kendini beğenmiştir. Ben sadece bunu saklayacak kadar yetenekli değilim ya da bunu saklamayı gerek duymayacak kadar yetenekliydim. Zor bulunmaz bir sadelik yapışmış enseme ama bir yanda da hoşuma giderek yaşıyorum, yani yamuk ağızla konuşmam farketmez, daha doğrusu artık farketmez çünkü görece gerçekler konuşuyorum. Görece derken sadece bir açık kapı bırakma çabası, tabii ki kaçma teşebbüsü için. "Önce teşebbüs sonra muvaffakiyet", korkarım kendime "temkinsiz" dedirttirmemeye.
   Uzatmaya gerek yok, seviyorum yazmayı ama işte tek sorun yazamıyor olmam. İlk paragrafın son satırı bunu kanıtı olur başka hiçbir daha açık kanıt bulamazsam: "korkaklık". Ancak bu korkaklığı yazmış olmamında bir çelişki yarattığının farkındayım. Fakat, çelişkiyi yaratmış değil bulmuş olmak teselliden öte amacın kendisir muhakkak. Yine yazamıyor olmakla, ya da öyle zannetmekle acı çekmeye dönüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder